Alacaklıdan mal kaçırma tapu iptal davası!

Alacaklıdan mal kaçırma tapu iptal davası

Borcunu ödemeyen ve sahibi olduğu taşınmazları alacaklısını zarara uğratmak için üçüncü şahıslara devredebiliyor. Ancak bu durumun tespiti halinde alacaklıdan mal kaçırma tasarrufun iptali davası açılabiliyor.İşte alacaklıdan mal kaçırma tapu iptal davası…

Alacaklıdan mal kaçırma tapu iptal davası!
İcra takibi sürecinde borçlunun malları satılıncaya kadar borçlu bu malların maliki oluyor ve kural olarak borçlu kendi malları üzerinde dilediği gibi tasarruf etme hakkına sahip oluyor. Alacaklılar, borçlunun elinde kalan mallarından alacaklarını elde edebiliyorlarsa borçlunun bu tasarrufları alacaklıları ilgilendirmiyor ancak borçlunun tasarruflarıyla alacaklının kalan diğer mallardan alacağını elde etmesi mümkün değilse borçlunun yaptığı bu tasarruf işlemlerinden zarar gördüğü kadarını iptal ettirme yani borçlunun alacaklıdan mal kaçırmasını önleme hakkı bulunuyor.

Borçlular, genellikle borçlarını ödememek için çeşitli yollara başvurmakla birlikte cebri icra ile karşılaştıkları zaman da mallarının haczedilmesini ve satılmasını önlemek için mallarını takipten veya hacizden evvel satarak mal kaçırmaya girişebiliyor.

İcra İflas Kanununa göre, alacaklının borçlunun mal varlığının haczedilerek satılması suretiyle alacağına kavuşmasını amaçlarken elbette borçlunun mallarını kaçırmasına da engel oluyor. Kanunun 277. ve devamı maddelerine göre borçlu kendi mallarını üçüncü kişiye devretmişse belli şartlar ve sürelere göre bu tasarrufun iptali mümkündür. Genel mahkemelerde görülen bu dava türüne tasarrufun iptali davası deniyor.

Söz konusu Tasarrufun İptali Davası borçlu veya 3. kişinin ikametgahının bulunduğu Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılıyor.

T.C.
YARGITAY
17. HUKUK DAİRESİ
E. 2011/987
K. 2011/6654
T. 27.6.2011

• ÜÇÜNCÜ KİŞİNİN İSTİHKAK DAVASI ( Borçlu İle Üçüncü Kişi Arasında Alacaklıdan Mal Kaçırmaya Yönelik ve Danışığa Dayalı İşlemler Yapıldığı – Mülkiyet Karinesinin Borçlu Dolayısıyla Alacaklı Yararına Olduğu/Karinenin Aksi İspat Edilemediğinden Davanın Reddi Gereği )

• İSTİHKAK DAVASI ( Üçüncü Kişinin – Borçlu İle Üçüncü Kişi Arasında Alacaklıdan Mal Kaçırmaya Yönelik Danışıklı İşlemler Yapıldığı – Mülkiyet Karinesinin Borçlu Dolayısıyla Alacaklı Yararına Olduğu/Karinenin Aksi İspat Edilemediğinden Davanın Reddi Gereği )

• ALACAKLIDAN MAL KAÇIRMA ( 3. Kişinin İstihkak Davası – Borçlu İle Üçüncü Kişi Arasında Alacaklıdan Mal Kaçırmaya Yönelik Danışıklı İşlemler Yapıldığı Mahcuzların Borçlu İle 3. Kişi Tarafından Birlikte Ellerinde Bulundurulduğu – Mülkiyet Karinesinin Borçlu Dolayısıyla Alacaklı Yararına Olduğu )

• MÜLKİYET KARİNESİ ( Davacı Üçüncü Kişi Tarafından Yasal Mülkiyet Karinesinin Aksinin Kesin ve Güçlü Delillerle İspat Edilmesi Gerektiği – Karinenin Aksi İspat Edilemediğinden İstihkak Davasının Reddi Gereği )

2004/m.96,97/a

ÖZET : Dava, üçüncü kişinin İ.İ.K.nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir. Borçlu ile üçüncü kişi arasında alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik ve danışığa dayalı işlemler yapıldığı, mahcuzların borçlu ile üçüncü kişi tarafından birlikte ellerinde bulundurulduğu, İ.İ.K.nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğu kabul edilmelidir. Davacı üçüncü kişi tarafından yasal mülkiyet karinesinin aksinin kesin ve güçlü delillerle ispat edildiğinden söz edilemez. O halde, açıklanan bu maddi ve hukuki olgulara göre, mahkemece davanın reddine karar vermek gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükümün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı ( üçüncü kişi ), davalı alacaklı tarafından amcası olan borçlu aleyhine Antalya 4. İcra Müdürlüğünün 2009/1193 Sayılı dosyasından yapılan takipte, 20.2.2010 tarihinde uygulanan haciz işleminde, borçlu ile ilgisi bulunmayan kendisine ait işyerindeki menkullerin haczedildiğini ileri sürerek, haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ( alacaklı ) vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Davalı borçlu, haciz yapılan yerle ilgisinin bulunmadığını savunmuştur.

Mahkemece; tüm dosya kapsamına göre, haciz yapılan yerin borçlu ile ilgisinin bulunmadığı ve mahcuzların davacı üçüncü kişiye ait olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüyle haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, üçüncü kişinin İ.İ.K.nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.

Takip konusu borç 1.6.2006 tarihli sözleşmeden kaynaklanan ve 1.6.2008 ila 1.12.2008 kira dönemine ilişkin kira alacağıdır. Adi ve Hasılat Kirasına ve Tahliye talebine ilişkin icra takibi kira sözleşmesinde belirtilen borçlu adresine yönelik olarak başlatılmıştır. Ancak; her ne kadar davaya konu 20.2.2010 tarihli haciz işlemi kira sözleşmesinde belirtilen 26-27 numaralı işyerinde değil de, aynı işhanının üçüncü kişi adına kayıtlı 52 numaralı işyerinde yapılmış ise de borçlu ile üçüncü kişi amca-yeğen olup, davaya konu hacizden önce 5.5.2009 tarihinde sözleşmede belirtilen ve borçlunun ticari faaliyet yürüttüğü 26-27 numaralı işyerinde haciz işlemi yapılmış ve tahliye için 11.5.2009 tarihine kadar borçluya süre verilmiştir. 16.6.2009 tarihinde muhafaza işlemi için aynı yere gidildiğinde de borçluya ait işyerinin boşaltılmış olduğu tespit edilmiş ve buna ilişkin tutanak düzenlenmiştir. Davacı üçüncü kişi borcun doğum tarihinden ve yukarda belirtilen haciz işleminden çok kısa bir süre sonra aynı işhanının 52 numaralı dükkanında, borçlu ile aynı konuda 29.5.2009 tarihinde ticari faaliyete başlamıştır. İcra ve İflas Kanunu’nun 8. maddesi uyarınca, aksi sabit oluncaya kadar geçerli haciz tutanağı içeriğine göre, haciz sırasında borçluya ait evraklar bulunmuş, borçluya ait telefonun bu işyerine kurulu olduğu tespit edilmiş, 5.5.2009 tarihinde haczedilen malların da bu işyerinde bulunduğu belirlenmiş, mahkemece tanık olarak dinlenen tutanak imzacısı icra memuru da beyanlarında 5.5.2009 tarihli haciz sırasında haczedilen mahcuzların davaya konu olan haciz yerinde gördüklerini ve tutanağın doğru olduğunu bildirmiştir. Öte yandan dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre, borçluya ait telefonun üçüncü kişinin işe başlamasından bir gün önce borçlu tarafından 28.5.2009 tarihinde üçüncü kişiye devredildiği görülmektedir.

Buna göre, borçlu ile üçüncü kişi arasında alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik ve danışığa dayalı işlemler yapıldığı, mahcuzların borçlu ile üçüncü kişi tarafından birlikte ellerinde bulundurulduğu, İ.İ.K.nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğu kabul edilmelidir. Davacı üçüncü kişi tarafından yasal mülkiyet karinesinin aksinin kesin ve güçlü delillerle ispat edildiğinden söz edilemez.

O halde, açıklanan bu maddi ve hukuki olgulara göre, mahkemece davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı ( alacaklı ) vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükümün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde temyiz eden davalı alacaklıya iadesine, 27.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Alacaklıdan mal kaçırma davasında zamanaşımı!

Özge ÖZDEMİR/Emlaktagundem.com