İflas erteleme sistemi tartışması!

iflas erteleme sistemi,

Borçları nedeniyle zor duruma düşmüş ama ekonomik faaliyetini sürdürme imkanı olan şirketleri kurtarmayı hedefleyen iflas erteleme sistemi, yaşanan suiistimaller nedeniyle tartışılır hale geldi.

Özellikle ekonomik kriz dönemlerinde şirketlerin yaşayabileceği sorunların telafisi için, son yıllarda gündeme daha sık gelmeye başlayan “iflas erteleme” hakkı, bugünlerde büyük bir tartışmaya dönüştü. Denetim, vergi hizmetleri veren KPMG’nin Türkiye Vergi Bölümü Başkanı Abdülkadir Kahraman’ın “İfl as erteleme ‘iyileştirme/ ekonomiye kazandırma’ projesidir, kötüye kullanımı piyasada domino etkisi yapabilir” demesi ve son olarak Jatomi gibi bir firmanın da iflas etmesi bu tartışmanın alevini daha da artırdı. Kahraman’ın verdiği bilgiye göre 2015 ve 2016 içinde 1000 civarında iflas erteleme talebi kabul edildi. Geçtiğimiz aylarda farklı noktalara dikkat çekseler de benzer endişeleri Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Türkiye Bankalar Birliği (TBB) gibi iş dünyası örgütleri de dile getirdi. Hükümet ise bu konuda yeni bir düzenleme çalışması içinde. Bu nedenle iflas erteleme tartışmasına yakından bakmakta büyük fayda var.

İflas ertelemenin kanuni dayanağı nedir?

İcra İflas Yasası’nın 179’uncu maddesi iflas ertelemenin temelini oluşturuyor. Bu maddeye göre sermaye şirketleri ile kooperatifl erin borçlarının aktifinden fazla olduğu idarece veya temsilen görevlendirilen kişiler ya da bir alacaklı tarafından beyan edilip bu mahkemece onanırsa bu yapılar için iflas kararı verilebiliyor. Ancak yine bu kişiler, şirket veya kooperatifin mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün olduğuna dair bir iyileştirme projesini mahkemeye sunarak iflasın ertelenmesini isteyebiliyor. Mahkeme projeyi ciddi ve inandırıcı bulursa, iflasın ertelenmesine karar veriliyor.

Ne tür sonuçlar doğuruyor?

Belli süreli (en çok 4 yıl) olarak iflasın ertelenmesine karar veren mahkeme, envanter düzenlenmesi ve kayyum tayini gibi şirket mallarının muhafazası için gerekli tedbirleri alıyor. Bu şirketlerin organları, şirket hukuki varlığını devam ettireceğinden görev ve yetkilerini muhafaza ediyor. Yine bu şirketin, erteleme kararından önce yapılan sözleşmelerden doğan hak ve borçları devam ediyor. Erteleme kararıyla borçluyla ilgili 6183 sayılı Kanuna göre yapılan yasal takipler de dahil hiçbir takip yapılamıyor. Hatta daha önce başlamış takipler duruyor. Ancak bu durumda tahsildeki zamanaşımı vergi idaresi lehine de durduruluyor.

İflas erteleme süreci nasıl izleniyor?

İflasın ertelenmesini talep eden, hangi tedbirlere başvurularak ve hangi süre içinde borca batık olma durumunun sona ereceğini, iyileştirme projesini ve bu projenin ciddi ve inandırıcı olduğunu ispata yarayan bilgi ve belgeleri mahkemeye sunuyor. Mahkeme bunu gerekirse bilirkişi marifetiyle inceleyip karar veriyor ve ilgili şirkete kayyum atıyor. Ancak mahkeme iflas erteleme sürecini ilgili şirket için oluşturulan kurul vasıtasıyla düzenli izliyor. Bu kapsamda kurul mahkemeye periyodik raporlar hazırlayıp sunuyor.

Kötüye kullanımında ne tür cezalar veriliyor?

İcra İflas Yasası, iflas ertelemenin kötüye kullanılmasına ilişkin cezaları da belirlemiş durumda. Örneğin buna göre kötüye kullanan kişiye altı aydan üç yıla kadar hapis ve 1000 güne kadar adli para cezası verilebiliyor. Bu ceza borçluların, alacaklılarını zarara sokmak maksadıyla, mallarını veya bunlardan bir kısmını mülkünden çıkarması, telef etmesi veya kıymetten düşürmesi, hakiki surette yahut gizleyerek muvazaa yoluyla başkasının uhdesine geçirmesi veya asıl olmayan borçlar ikrar ederek mevcudunu suni surette eksiltmesi haline uygulanıyor. Bu cezaların uygulaması için iflasın ertelenmesi talebinden önceki iki yıl içinde ya da iflasın ertelenmesi süresinden sonra ilgili suç fiillerinin işlenmesi gerekiyor.

Neden eleştiri konusu yapılıyor?

Temel eleştirilerden biri, iflas ertelemede yeterli inceleme yapılmaması ve başvurudan sonraki 1 gün gibi kısa sürelerde karar alınabilmesi olarak karşımıza çıkıyor. Yine yalnızca borca batıklığın tespitiyle yetinilerek iflasın ertelenmesine karar verilmesinin de alacaklılar açısından büyük sorunlar doğurduğu belirtiliyor. Zaten yasada da öngörüldüğü gibi gerçekleştirilebilir bir iyileştirme planının mevcudiyeti aranması temel istekler arasında. Bu noktada kararı verecek mahkemeye iflas erteleme sürecinde kılavuzluk etmesi gereken bilirkişi ve kayyumların yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olmadığı yönünde eleştiriler de gündeme getiriliyor. Zaten geçtiğimiz aylarda TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun şu vurgusu dikkat çekiciydi: “Bu işin tüccarları çıktı.” Bu tür nedenlerle tarafl ar iflasın ertelenmesi sürecinde deneyimli bilirkişi ve kayyumların atanmasını isteniyor

Türkiye Bankalar Birliği hangi noktaları eleştirdi?

TBB Başkanı Hüseyin Aydın, geçtiğimiz aylarda bu konuda şu değerlendirmeyi yapmıştı: “İfl as erteleme konusunda eleştiri konusu yaptığımız şey, uygulamasındaki eksikliklerdir. Yoksa ‘iflas erteleme müessesesi kökten kalksın’ diye bir talebimiz yoktur. Özellikle bir firmanın iyileşeceğinin bir günde nasıl anlaşıldığını anlayamıyoruz. Adam perşembe günü başvuruyor, mahkeme cuma karar veriyor.”

Hükümet yeni düzenleme yapacak mı?

İflas erteleme hakkının kötüye kullanılmasıyla ilgili olarak Maliye Bakanı Naci Ağbal, geçen nisan ayında bazı yeni düzenlemeler yapılabileceğini duyurmuştu. Ağbal, “İfl as ertelemede TBB taleplerini karşılayacak mısınız?” soru üzerine, “Orada çalışmamız devam ediyor. Bankaların endişeleriyle bizim endişelerimiz aynı” demişti. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da, yine nisan ayında iflas ertelemenin uygulanmasındaki eksiklerin düzeltilmesi konusunda Adalet Bakanlığı ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile çalıştıklarını ifade etmişti. TOBB’dan edinilen bilgiyi göre çalışmalar devam ediyor. Yeni hükümet kuruluşu süreci nedeniyle somutlaşamayan çalışmaların önümüzdeki günlerde yeniden hızlanması bekleniyor.

İflas erteleme istatistiklere nasıl yansıdı?

İflas ertelemeyle ilgili sonuçların yıllar içindeki gelişimini Ticaret Sicil Gazetesi üzerinden görmek mümkün. Bu konuda TOBB’un yaptığı bir çalışmaya göre 2006 yılında 61 olan iflas erteleme talebi sayısı 2015 yılında 492’ye kadar çıktı. Yılın ilk 4 ayında ise yaklaşık 200 şirket iflas erteleme talebiyle mahkemelerin yolunu tuttu.

Odalar arasında tartışma çıkardı

İflas erteleme davaları sanayi ve ticaret odaları arasında ilginç tartışmalara da neden oluyor. Geçen hafta bu kapsamda Ankara Sanayi Odası ile Kocaeli Sanayi Odası arasında polemik yaşandı. ASO Başkanı Nurettin Özdebir’in, “Bu işlerde belli illerde yoğunlaşma var. Ağırlıklı bir kısmı Kocaeli’de açılıyor. Firmalar aslında Kocaeli firması değil. Kocaeli’den kararı kolay alabildikleri için merkezlerini orada bir ofise taşıyorlar. Oradan müracaat ediyorlar. Demek ki orada böyle bir organizasyon var. ‘Biz sana iflas erteleme kararı alırız abi.’ mekanizması çalışıyor” demesi ortalığı karıştırdı. Bunun üzerine bir açıklama yapan Kocaeli Sanayi Odası, Özdebir’in kamuoyunu yanlış yönlendirmeye çalıştığını vurguladı. Bu açıklamada şu vurgu dikkat çekti: “Kocaeli Adliye’mizde sadece bir ticaret mahkemesi görev yapmaktadır. Aynı şekilde Gebze Adliye’mizde de bir ticaret mahkemesi yakın zamanda görev yapmaya başlamıştır. Buna karşılık Ankara’da 14 adet ve İstanbul’da 26 adet ticaret mahkemesi mevcuttur. Dolayısıyla iddia olunanın aksine, iflas erteleme başvurularının en yoğun olduğu iller Ankara ve İstanbul gözükmektedir.

2 bin 800’den fazla iflas davası sürüyor

İflas ertelemenin yanı sıra Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre Türkiye’de önemli bir iflas davaları süreci de devam ediyor. Bu verilere göre 2015 yılına 2 bin 564 adet iflas davası devroldu. Yıl içinde ise 571 yeni dava açıldı. Yine yıl içinde 258 dava sonuçlandırılırken 48 dava işlemden kaldırıldı. Böylece 2016 yılına toplamda 2 bin 831 dava devroldu. İfl as davaları özellikle üç büyük şehirde yoğunlaşıyor. Buna göre 2016 yılına İstanbul’da 1150, İzmir’de 313 ve Ankara’da 314 iflas davası devroldu. 2015 başında bu iflas davası sayıları sırasıyla 1050, 298 ve 272 idi.
Dünya